Haftanın Yorumu

Kaynanaya ceza…

Tam tamına bir yıl önce, Anneler Günü’nde, Ordu’da 4 yıllık evli, bir kız çocuğu annesi Arzu Ay evlerinin bahçesindeki ağaca kendini asarak intihar etmişti…
 
Oysa daha yaşamının baharındaydı… 
 
Bir anneler gününde, küçücük kızını geride bırakmayı göze alarak yaşama veda etmişti…
 
Maalesef ki geride bıraktığı günlükler ve notlar; nasıl ağır bir psikolojik baskı, aile içi çatışma ve çaresizlik duygusu içerisinde olduğunun birer kanıtlarıydı…
 
Günlüklerinde evliliğinin ilk 1 yılında mutlu olduğunu yazıyordu… Geri kalan 3 yıl da ise nasıl yalnızlık, bıkkınlık, eziyete maruz kalarak yaşadığını notlara dökmüştü Arzu…
 
Üzücü ki, kadın intiharları hiç bitmiyor. İşte bugün de Urfa Akçakale’de 22 yaşında, iki çocuk annesi bir kadının intiharı haberi var gazetede… Hem de o da Arzu gibi Anneler Günü’nde kendi canına kıymış…
 
Arzu’nun intiharını Ordu savcılığı, “Bir genç kadın intihar etti” deyip olayı geçiştirmedi…
 
 

Forum

KANUNSUZ CEZA VE GENİŞ YORUM YASAKTIR

Av. Fikret İLKİZ
 

Kanun ve hukukla, geniş yorum yapılamaz.
 
Keyfi soruşturma açılamaz, yargılama yapılamaz.
 
Hukuk, makul olmayan biçimde yorumlanamaz.
 
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin  7. Maddesi “Kanunsuz Ceza Olmaz” ve Anayasanın “Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar” hakkındaki 38 inci maddesini nasıl yorumlamalıyız?
 
Hiç kimse işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuk çerçevesinde bir suç oluşturmayan herhangi bir  eylem ya da ihmalden ötürü suçlu bulunmayacaktır. Hiç kimseye, suçun işlendiği zaman verilebilecek olan cezadan daha ağır ceza verilemez.
 
Bir başka anlatımla; ceza hukukuna göre bir kişi sadece kanuna dayalı olarak mahkûm edilebilir ve cezalandırılabilir (nullem crimen, nulla poena sine lege) demek; kanunilik ilkesidir.
 

 

Okuyun

Kayıp adaletin izinde

Canan GÜLLÜ
 
Rabia Naz Vatan, Nadira Kadirova, Yeldana Kaharman, Gülistan Doku, Rojin Kabaiş, Firdevs Yöreli, İpek Er…
 
Bu isimler benim için yalnızca birer dosya, tekil vakalar değil. Yıllardır sahada karşılaştığım, telefonun ucunda sesi titreyen annelerin, kardeşlerin, “Kızım nerede?” diye soran ailelerin hikâyeleri. Her biri, Türkiye’de kadınların yaşam hakkının nasıl sistematik biçimde ihlal edildiğinin ve adaletin nasıl erişilemez hale getirildiğinin somut karşılığı. Türkiye’de kadınların yaşam hakkına yönelen sistematik ihlallerin, cezasızlığı ve kurumsal körlüğün sembolleridir. Her biri, hakikatin üzerinin örtülmeye çalışıldığı, delillerin karartıldığı, soruşturmaların sürüncemede bırakıldığı bir düzenin tanıklarıdır.
 
Bizler bu dosyaların hiçbir zaman kapanmadığını biliyoruz. Çünkü sahada gördüğümüz gerçek şudur. Bir kadın kaybolduğunda yalnızca bir beden kaybolmuyor; deliller kayboluyor, sorumluluklar kayboluyor, kurumların refleksi kayboluyor.
 
 
 

VakfımızıDestekleyenler