Haftanın Yorumu

“Cinsel istismar ruh sağlığını tahrip ediyor…”

 
Çocuğa yönelik cinsel taciz konusunda toplum olarak artık daha duyarlı, daha hassasız, çünkü hemen her gün ülkenin dört bir yanında bir taciz olayı yaşanıyor, basına yansıyor…
 
Hassasız çünkü anne ve babalar çocuklarını nasıl, kimden koruyacaklarının çaresizliğini yaşıyorlar…
 
Türk toplumu bu kadar mı kirlenmişti, bu kirlilik daha önce de mi vardı da biz farkında değildik?  Ama sık sık basına yansıyan haberlerden de görüyoruz ki, taciz konusunda çocuklarımızın en büyük düşmanı büyük çoğunlukla en yakınındaki, en yakınımızdaki kişiler…
 
Bir öğretmene, dayısına, amcasına, komşumuza, akrabamıza da güvenemeyeceksek bu konuda kime güveneceğiz Allah aşkına?
 
Geçen hafta bir gazetede okumuş ya da televizyon haberlerinde dinlemişsinizdir; İzmir’in Bornova ilçesinde taciz mağduru küçücük, daha dokuz yaşında bir kız çocuğu kalp krizi geçirerek öldü…
 
Küçük YK’nın kalbi 2 gün sonraki duruşma stresini kaldıramadı…
 
 

Forum

Sonun Başlangıçları


Fikret İLKİZ

Avrupa Birliği ile “uyumu yeniden tanımlamak” 2004 yılının en önemli gündemiydi.
 
Günümüzde ise sonun başlangıcı olarak yeniden gündemde…
 
Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği ile Türkiye arasında 3 Ekim 2005’te başlatılan üyelik müzakerelerinin geçici olarak dondurulmasına karar verdi. Bu kararı 37 oya karşı, 479 oyla kabul etti. 107 parlamenter çekimser kaldı. Türkiye ile AB arasında yürütülen üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını öngören dokuz maddeden oluşan Avrupa Parlamentosu ortak karar metni, bağlayıcı olmamakla birlikte siyasi açıdan kuşkusuz çok önemli bir belge özelliğini taşıyor.
 
Avrupa Parlamentosu kararı acaba sonun başlangıcı mıdır?

Geriye dönelim ve yaşadığımız sürece bakalım…12-13 Aralık 2002’de gerçekleşen Kopenhag Zirvesinde, Avrupa Birliği 2004 yılı Aralık ayında Avrupa Komisyonunun hazırlayacağı rapor ve öneriler doğrultusunda Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirdiğine kanaat getirdiği takdirde, gecikmeksizin üyelik müzakerelerinin açılmasını taahhüt etmişti.
 

Okuyun

Sığır evliliği, satış evliliği, sömürge evliliğ


CİNSEL istismar suçunun failin mağdurla evlenmesi halinde ve belli şartlarda fiilen affedilmesine ilişkin önergenin geri çekilmesi kararı isabetli olmuştur. Kadınlar ve kadın dernekleri başta olmak üzere bu düzenlemeye karşı gösterilen toplumsal tepki, muhalefet partilerinin eleştirileri karşısında değişiklik önergesinin komisyona çekilmesi ve belki de iptal edilecek olması, kadın-çocuk hakları ve özgürlüğü mücadelesi açısından önemli bir gelişmedir.
 
Demokratik hukuk devleti olmanın bir sonucu olarak Türkiye’de de Medeni Kanun evlilik yaşını 18 olarak belirlemiştir. Bu hükmün altında, kadın ve çocuk hakları konusunda yüzyıllardır verilen özgürlük ve hak mücadelesi vardır. Söz konusu önergenin geri çekilmesi, eleştirilerin dikkate alınması, bu mücadele ile elde edilmiş haklardan geriye gitmeme adına olumlu bir sonuçtur.
 
Kızların çocuk yaşta, ‘aile kararı’yla evlendirilmeleri bir mülkiyet sorunudur.
 
Küçük yaşta evliliğe karşı verilen ve verilecek olan mücadele de kadının özgürlüğü için verilen mücadeledir.
 
Kız çocuklarının ‘aile kararı’yla evlendirilmelerinde esasen bir aile kararı yoktur. Nihai karar babanın, diğer ifadeyle erkeğin kararıdır (Patria potestas-Baba....
 

VakfımızıDestekleyenler