Haftanın Yorumu

Cinsel istismara en kısa sürede yasal düzenleme şart…


Çünkü cinsel istismar olayları korkunç boyutlara ulaşmış bulunuyor…
 
Her gün medyada yayımlanan taciz ve tecavüz haberleri insanı derinden yaralıyor… Keza inanılmaz mahkeme kararları da… Hele de cezada indirime giden mahkeme kararları…
 
Babalarının öz çocuklarına tecavüz etmeleri akıl alır gibi değil… Diyarbakır çok zanlı bir yer… Yine mahkeme; 12 yaşındaki SB. adlı kız çocuğuna bakkalda cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla gözaltına alınan sanığı “adli kontrol” şartıyla serbest bırakmış… 12 yaşındaki çocuk bakkalda uğradığı tecavüzü anlatmış mahkemede… Ama mahkeme, “kuvvetli suç şüphesine karşın tutukluluk orantılı olmaz” diyerek sanığı serbest bırakmış…
 
İnsan ne diyeceğini, nasıl tepki göstereceğini şaşırıyor taciz ve tecavüz davalarında mahkemelerin böylesine hoş görülü olması karşısında…
 
Sakarya’da da adamın biri kocası işte olan kiracısının evine geceyarısı kapıyı açmayınca camı kırarak girmiş ve üç çocuk annesi, Suriyeli kadını zorla öperek taciz ve darp etmiş… Kendisi de evli olan ahlaksız adam hakkında 18 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmış… Ancak evsahibinin saldırısına uğrayan kadının da, bıçağı alarak kendisini savunduğu için “silahlı tehdit” suçundan 5 yıl hapsi istenmiş…
 
İlginç…

Yani üç küçük çocuğunun yanında usluca durup, cinsel saldırıya sessiz kalması gerekiyormuş demek ki…
 
 

Forum

İnternet ve RTÜK


Fikret İLKİZ
 
Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanmış olan Kanun Tasarısı Bakanlar Kurulunca benimsendi ve Başbakan imzasıyla 2 Şubat 2018 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu.
 
Adı; “Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı” … Yani, “torba yasa” tasarısı olarak Meclis’te….
 
Torba Tasarı’nın 73. Maddesinin gerekçesi, kendisi kadar ilginç…
 
Radyo ve televizyonların yayınlarının internete yöneldiğinden bahsediyor. Gerekçede tespit şu: “Karasal, uydu ve kablo ortamından lisanslı olarak yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar yayınlarını aynı zamanda internet üzerinden de sunmaya başlamışlardır. Bunun yanında, Radyo ve Televizyon Üst Kuruluşundan lisansı bulunmayan pek çok kuruluş da kayıtsız olarak internet üzerinden radyo ve televizyon içeriklerini yayınlamaya başlamıştır”.
 
Bu yayınları iletenler Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunca yetkilendirilmemişler ve RTÜK tarafından da “yayın iletim yetkisi” ile yetkilendirilmemişlerdir! Yani, Üst Kurul tarafından verilen “lisansları” yoktur. “Dolayısıyla, söz konusu kuruluşlar, yayın içerik denetiminden kaçındıkları gibi, gerek yurtiçinden çoğunlukla da yurtdışından söz konusu yayınlar nedeniyle elde ettikleri gelirler nedeniyle vergi ve benzeri mali yükümlülüklerden de kaçınmaktadırlar. Belirtilen gerekçelerle, sabit ve mobil internet alt yapıları üzerinden sunulan radyo ve televizyon içeriklerinin de denetlenmesine ihtiyaç bulunmaktadır”.
 

Okuyun

“Dijital bağımlılık depresif kişiliğe yöneltiyor”


Anadolu Ajansı – Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Genel Başkanı Doç. Dr. Tuncay Di̇lci̇, dijital bağımlılığın bireylerde insanlara karşı güvensiz, samimiyetsiz, mutsuz ve depresif kişilik sorunlarına yol açtığını, dolayısıyla da son zamanlarda yaşam biçimi olarak insanları kuşatan bir kavram haline geldiğini söyledi.
 
Dijital bağımlılıkla insanların yeni bir kişiliğe büründüklerine dikkati çeken Dilci, dünyanın farklı bölgelerinde “dijital kokain” ve “siber kokain” gibi kavramlarla kullanılan dijital bağımlılığın, insanların sosyal ve beşeri ilişkilerini ihmal ettiği bağımlılık türü olduğunu dile getirdi.
 
“ÖNEMLİ OLAN BU ALETLERİ DOĞRU KULLANABİLMEK”
 
Dijital bağımlılığın insanları gerçek hayattan uzaklaştırdığına işaret eden Dilci, şunları kaydetti:
 
“Bir insan telefonu sürekli başından ayırmıyorsa, telefonu olmadığı zaman koşa koşa gelip tekrar telefonunu alıyorsa, gelen aramaya cevap vermek zorundaymış gibi hissediyorsa, işlerini ve ödevlerini aksatıyorsa dijital bağımlılıktan bahsedebiliriz. Dijital dünyada yeni bir kişilik, yeni bir karakter yaratma çabasına giren birey, yalnızlaştığı kadar diğer insanları ötekileştirmekte ve yabancılaştırmaktadır. Bu da ülkemizde daha çok aile yıkımlarına sebebiyet vermektedir. İnsanların gerçek hayattan kendini izole ettiği yeni bir kişiliğe bürünerek adeta ikinci bir hayatını ve yaşam kültürünü kurduğu sanal dünyadan bahsediyoruz.
 
 
 

VakfımızıDestekleyenler