T.C. Karşıyaka Belediyesi İnsan Hakları Ödülü / Ödül Töreni

8 Şubat 2006
İzmir
 
Nazire Dedeman
Umut Vakfı Kurucu Başkanı
Konuşma Metni

Sayın Belediye Başkanım,
Değerli Konuklar,
 
Yaklaşık 13 yıldır toplum menfaatine gerçekleştirdiğimiz ve halen sürdürdüğümüz çalışmaların meyvelerini, sarfedilen tüm emeklerin toplumda karşılık bulduğunu görmek Umut Vakfı’nın Kurucu Başkanı olarak beni, vakfımı ve tüm emeği geçenleri gururlandırıyor. Bu gururun vesilesi olduğunuz için sizlere teşekkürü borç biliyorum.
 
Efendim;
Umut Vakfını 1993’te kurduğumuzda amacımız; geleceğin garantisi olan gençlerimizi hukukun üstünlüğünü benimsemiş, çevreye ve insanlığa duyarlı, uyuşmazlıkların çözümünde barışçıl yolları yeğleyen, yurttaş olma bilincine sahip demokratik bireyler olarak yetiştirmekti.
 
Barış kültürünü ve insan haklarını savunup, özlerken; şiddete karşı gelmeyi, toplumumuzun her bireyini uzlaşma yöntemleri konusunda bilgilendirmeyi görev edinmeliyiz. Toplumumuzu şiddetten arındırmak, şiddetin zararlarına dikkati çekmek ve yurttaşlarımızı bu konuda hassas kılmak üzere diğer çalışmalarımız yanı sıra şiddetin en uç noktası olan bireysel silahsızlanma üzerine uzun yıllar boyunca çalıştık ve bu sorun çözümlenene kadar yılmadan çalışmaya devam edeceğiz. 
 
Çünkü; bir ülkede kaza, cinayet, intihar olmak üzere yılda ortalama 3000 kişi ateşli silahlar nedeniyle hayatını kaybediyorsa; bir toplumda yılda ortalama 700 kişi hangi namludan çıktığı belli olmayan bir kurşunla, adına “kaza” denilen bir olayda hayatını kaybediyorsa orada “BİREYSEL SİLAHLANMA” sorunu var demektir. Bir toplumda okuluna karne almaya giden lise öğrencisi Cennetler, komşu kavgalarında dokuz yaşında çocuklar ve niceleri, yetişmesinde emek ve değer harcanan bilim insanları, doktor, mühendis, yönetici, öğretmen adayları, anne adayları, baba adayları, küçük masum çocuklar; daha bu kavramların ne olduğunu öğrenebilecek yaşa gelmeden, düğünlerde, maçlarda, asker uğurlamalarında ve sokakta hayatlarının en mutlu günlerinde, serseri bir kurşuna hedef oluyorsa orada bireysel silahlanma sorunu var demektir.
 
Türkiye’de suç oranlarının arttığı resmi makamlar tarafından açıklanmıştır. Suç oranlarının tırmandığı sosyal ortamda cana ve mala karşı işlenen suçlarda bireysel ruhsatlı/ruhsatsız ateşli silahların sıklıkla kullanıldığı bilinmektedir. 2003 yılı itibariyle Türkiye’de taşıma ve bulundurma ruhsatlı toplam silah sayısı 1 milyon 954 bin 303’tür, yani 2milyon. Ruhsatsız silah sayısının ise 5 ila 7 milyon civarında olduğu uzmanlarca ifade edilmektedir. 
 
Unutulmamalıdır ki; her silahlı insan potansiyel bir katil, dolayısıyla her silahsız insan ise potansiyel bir maktul, yakınları ise potansiyel mağdurlardır. O halde ateşli silahların bu denli yaygın olduğu ve fütursuzca kullanıldığı bir toplumda potansiyel katillerin maktullerin ve mağdurların sayısı hiç de az değildir.
 
Üstelik bu durum “kaza kurşunu”, “maganda kurşunu” gibi terimlerle basite indirgenemeyecek kadar ciddi, ölümcül bir sorundur. Bu terimlerin basından ilgimizi çekmesine, hatta silah kullananları aşağılamasına rağmen kavramın içini boşaltmakta, silah sahibini komşumuz olmaktan çıkarıp dışsallaştırmaktadır. Bu sorunu içselleştirmemizi sağlayacak tek kavram “BİREYSEL SİLAHLANMA” dır. Ülkemizde gençler, çocuklar, Ayşe’ler, Ali’ler ve yetişkinler “maganda ya da  kaza  kurşunu” sonucu değil “BİREYSEL SİLAHLANMA” sonucu ölüyorlar.
 
“Bireysel silahsızlanma” son derece önemlidir; çünkü şiddet bireyle başlar, ailede devam eder, okulda pekişir ve gittikçe topluma yayılır. Yurttaşlarımızın silahın tek işlevinin öldürmek olduğunu; gücün, saygınlığın, gösterişin ve kabul görmenin aracı olmadığını kabul etmeleri gerekir. Sonuçta; ölümcül darbe vurabilme gücünü simgeleyen silah, kaba güç ve şiddetin de simgesidir. 
 
Biliyoruz ki, insan onuru kaba güçle değil, hukuk devletinin benimsenmesi, hukukun korunması, adalete inanmak ve barış kültürü ile uzlaşma bilincini özümsemekle korunabilir. 
 
“Bireysel silahsızlanma” son derece önemlidir; çünkü silah “yaşama hakkı”nı ihlal etmektedir ve “Yaşama Hakkı” en temel insan hakkıdır.
 
Unutulmamalıdır: Yaşam bir namlunun ucunda sona erecek kadar ucuz değildir... Ama yaşamın bu denli ucuz kabul edildiği bir toplumda her türlü değer yozlaşması yaşanır. Ancak inanıyorum ki; güçlü bir sivil toplumun mevcut olduğu, farklı kesimlerin güçbirliği yapabildiği bir ülkede çözülemeyecek sorun yoktur.
 
Hepimizin hayali, adalete ve yargıya güvenin tam olduğu, yurttaşlık bilinicinin yerleştiği, hukukun üstün olduğu, barış kültürünün benimsendiği demokratik bir ülkede yaşamaktır. Demokratik ülkelerde bireysel silahlanma sorununun varlığından, bireysel silahsızlanma sorununun çözümlenemediği ülkelerde ise demokrasiden söz edilemez. Bizim ülkemizde demokrasinin yerleşmesi için bireysel silahlanma sorununu çözmek herkesin görevidir. Bu inançla, Umut Vakfı olarak, bireysel silahsızlanma konusunda yıllardır gerçekleştirdiğimiz çalışmalarımızı, çözümü hedefleyerek sürdürüyoruz .
 
Umut Vakfı olarak toplumumuzdaki bireysel silahlanma sorununun çözüm önerilerini bulmak üzere “Türkiye’de Bireysel Silahlanma Sorunu: Çözüm Önerileri” Arama Toplantısı’nı 24 Eylül 2005 günü gerçekleştirdik. Arama Toplantısı’na katılan uzmanlar ve bilim insanları; yıllardır yapılan çalışmalar ışığında, yoğun bir çalışma neticesinde “ülkemizdeki bireysel silahlanma sorununun çözümü için neler yapılmalıdır” sorusuna cevap aradılar. Bu sorunun cevaplarından oluşan “Türkiye’de Bireysel Silahlanma Sorunu: Çözüm Önerileri” Sonuç Bildirgesi ve Raporunu başta Türkiye Büyük Millet Meclisi ve kamuoyuyla paylaşarak   ülkemizin yetkili mercilerine ilettik. Buradan ifade edeyim ki; Umut Vakfı, ortaya çıkan önerilerin uygulanmasının takipçisi olacaktır...
 
Bireysel silahlanma ülkemizin en ciddi sosyal problemlerinden biridir ve yurttaşlarımızın yaşam hakkı ateşli silahların tehdidi altındadır. 
 
Bu nedenle; toplum için büyük bir inançla ve çabayla sürdürdüğümüz çalışmalarımızın, yerel yönetimlerden, özellikle “İnsan Hakları” dalında ödüllere layık görülmesi gerek benim için gerekse vakfımız için büyük bir onurdur. Bizleri onurlandırdığı için İzmir Karşıyaka Belediye Başkanı Sayın Cevat Durak nezdinde, Karşıyaka Belediyesi Meclisi Kültür Komisyonu’na, tüm Karşıyakalılar’a ve İzmir’lilere çok teşekkür ederim.
 
Yurttaşlık bilincinin yerleştiği, bireysel silahlanmanın ciddi bir sorun olduğunu fark eden ve “Bireysel Silahlanmaya Hayır” diyen bir ülke dileğiyle…
 
Umut dolu yarınlara efendim…